Öcalan: Suçum özgür yaşama davettir

 Kürt sorunu ile yüzleşmekten kaçan iktidarın sarıldığı “Çöktürme Planı”nın son halkaları Kobanê ve kapatma davalarıyla kuşatılmak istenen HDP üzerinden ekleniyor. Tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan, başvurulan bu politikaları “Türkiye’nin Kürt’e karşı savaşı” olarak tanımlamıştı.

Ortadoğu’ya yönelik müdahale planlarının ilk adımı olarak küresel güçlerin yer aldığı  uluslararası bir komployla Suriye’den çıkarılan PKK Lideri Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye teslim edildiği günden bu yana bir ada hapishanesi olan İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nde tutuluyor. Türkiye’ye teslim edilmeden önce 4 Şubat’ta Türkiye’ye gelen CIA yetkilileri ve MİT arasında “gizli” bir protokol imzalandığı sonraki yıllarda ortaya çıktı. Bu protokol doğrultusunda aynı gün İmralı Adası boşaltılarak tek tutuklusu Öcalan olacak şekilde yeniden inşa edildi.
15 Şubat’ta Kenya’nın Nairobi Havaalanı’nda MİT üyelerine teslim edilen Öcalan, uçakla Türkiye’ye getirilip, 16 Şubat sabahı bu cezaevine konuldu ve 22 yıldır da burada tecrit altında.
Kürt sorununun şiddetten uzak bir yolla siyasal çözümünün sağlanabileceği inancıyla 1993 yılından bu yana Türkiye ile diyalog zemini oluşturmak için çaba gösteren Öcalan, bunun  koşullarını oluşturmak için 1993, 1995 ve 1998 yıllarında ateşkes kararları aldı. Öcalan, 22 yıldır tutulduğu İmralı Adası’nda da çözüm konusunda devlete ısrarla barış eli uzatmayı sürdürdü. Fakat uzatılan bu el her seferinde karşılıksız bırakıldı.
İktidarlar eliyle izlenen çözümsüzlük politikalarıyla Türkiye halkları arasında düşmanlık tohumları ekildi.
ÇÖKTÜRME PLANI
Aynı süreçte Paris suikasti gibi olaylar yaşanmasına rağmen bu politikalara es verilen tek zaman aralığı yine Öcalan’ın çabaları sonucu barış umudunun doğduğu 2013-2015 yılları oldu. Halklar bu süreçte birbirini daha iyi anlamaya başlarken, 30 Ekim 2014 yılında 11 saat süren Milli Güvenlik Kurulu’nda (MGK) “Çöktürme Planı” kararı alındı. 14 Aralık 2016 tarihinde devreye konulan bu planla birlikte Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) 2014 yerel seçimlerinde kazandığı 102 belediyeden 96’sına kayyım atandı. Yine bu plan çerçevesinde onlarca Kürt yerleşim yeri yerle bir edilirken, on binlerce kişi yerlerinden edildi.
Hala devrede olan bu planla Kürtler ve onlarla dayanışma içerisinde Türkiye’deki devrimci sol güçlerin ufak hak talebine dahi baskı, şiddet, kayyım, gözaltı ve tutuklamalarla bastırmaya çalışan devlet, bir yandan demokratik siyaseti tasfiye etme uğraşında.
KOBANÊ İLE KAPATMA DAVASI
Bu amaçla atılan adımlarla aralarında HDP eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de bulunduğu 24’ü tutuklu 108 kişi Kobanê Davası’nda yargılanmaya başlanıp, Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından kabul edilen iddianame ile HDP’nin tümden kapatılması yoluna başvuruldu.
DENİZ POYRAZ’IN KATLEDİLMESİ
Hukuk kılıfı içerisinde siyaseten atılan bu adımlarla birlikte Cumhur ittifakının sarıldığı kışkırtıcı ve kutuplaştırıcı dilin sürüklediği son nokta 17 Haziran’da HDP İzmir il binasına yapılan saldırı ve bu saldırıda Deniz Poyraz katledilmesi oldu.
YAŞAM HAKKIMIZ BİLE TANINMADI
Bugün ne ailesi ne de avukatları ile görüştürülmeyen Öcalan, geçmişte avukatlarıyla yaptığı görüşmelerde devletin Kürde yaklaşımını sık sık analiz etmiş ve izlenen politikaları “Türkiye’nin Kürde karşı savaşı” şeklinde tanımlamıştı.
2014 yılında avukatlarıyla yaptığı görüşmede “Kürt olarak yaşam hakkımız bile tanınmadı” diyen Öcalan, bunu şöyle açıkladı: “Kürtlerin bu güne kadar bir hukuku oluşmadı. Aslında Kürt olarak yaşam hakkımız bile tanınmadı. Yaşam hakkı temel bir haktır ama bu hakkımız bile elimizden alınmış durumda. Bu anlamda Kürdistanlı hukukçuların, avukatların neyin avukatlığını yaptığını, neyin hukukunu savunduklarını gözden geçirmeleri, sorgulamaları gerekmektedir.”
‘SUÇUM ÖZGÜR YAŞAMA DAVET’
Öcalan aynı görüşmede Kapitalist Modernite’nin Kürtlere dayattığı yaşama da değinerek, “Burada bir hücrede, hücre koşullarında bile her şey benim üzerime yıkılmış durumda. Aslında felsefik olarak durumum, benden intikam alınma durumudur. Zaten bir kitap yazarsam bunun üzerine yazacağım, konusu bu olur: ‘Apo’dan İntikam Almak’. Benim suçum ne? Suçum ‘özgür yaşam davetim’dir. ‘Niye bizi bu yaşamdan kurtarıp özgür yaşama davet ediyorsun’un intikamı alınmaktadır benden” değerlendirmesinde bulundu.
‘KÖLECE YAŞAMI KABUL ETMİYORUM’
Kürtlere asgari yaşam hakkının bile tanınmadığına değinen Öcalan, “Size tanınan ırgatlıktır, köleliktir. İşte Urfa’da 500 bin kişi ırgat. Benim dönemimde Çukurova’ya pamuk toplamaya gidiyorlardı. Günün 20 saati çalışıyorlardı; sağlık hakkı yok, eğitim hakkı yok, güvencesi yok. Aslında yaşam hakkı yok. Sana yaşam hakkı tanımıyorlar ki. Ben bir kez gittim, bir daha tövbe ettim. Bu yaşamı yaşamayacağım dedim. Şu anda da bu hücrede yaşamaya razıyım ama kölece, ırgatça o yaşamı kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
MA / Ferhat Çelik